Youtube Üzerinden Oyun

Tarih: March 5th, 2010 Kategori: Genel Günlük Kısa Bilgi Notlar

İnternette dolaşırken karşılaştım bu oyuna. Küçüklüğümde hep almak için yanıp tutuştuğum ama pahalı olduğu için alınmayan o oyunca firması tarafından yapılmış -bu kadar ayrıntıya girmeye gerek yoktu- Hot Wheels kısacası. Aşağıdaki videoyu izlediğinizde yarışların tanıtım filmi ile karşılaşıcaksınız, daha sonra video sizi yönlendirecek. Yaratıcı bir oyun olmuş özellikle youtube üstünden oynanması ise ilginç.

Devamı Aşağıda…

Read the rest of this entry »

First Mix: Kendi Lezzetini Kendin Yarat

Tarih: February 26th, 2010 Kategori: Uncategorized

Televizyondaki reklamlarda first mix tanıtımı yapılırken kullanılan asai üzümü sözü hep dikkatimi çekti gerçi dikkat çekmeyecek gibide değil bana göre. Merakına yenik düşen herkes gibi bende gidip First Mix alarak denemek istedim. Gerçekten ağzınızda asai üzümü tadı bırakıyormuş denedim onayladım. Şimdi “hadi yaa sen nerde biliyosun asai üzümünün tadını” demeyin bilirim ben herşeyi bilirim.

Ayrıca Facebook üstüntede bir uygulama hazırlamışlar ki gerçekten eğlenceli olabilecek bişey. Uygulama sayesinde arkadaşlarınızı Mix’leye biliyorsunuz aynı sakız kutusundaki sakızlar gibi. Mesela zıt özellikleri olduğunu düşündüğünüz arkadaşlarınızı karşılaştırabiliyorsunuz. Bu karşılaştırmaları ise yayınlayabiliyorsunuz. Bu yayınlar sonucunda çok eğlenceli muhabbetler dönme ihtimali yüksek facebook üstünde tavsiye ederim :)

Facebook uygulama adresine ulaşmak için http://apps.facebook.com/firstmix/ bağlantısını kullanabilirsiniz

Lord of the Rings VS Star Wars

Tarih: February 24th, 2010 Kategori: Bence Genel Karşılaştırma

Şimdi bu karşılaştırmayı saçma bulanlar olacaktır, imkansız böyle bir şey yapılamaz, hayır olmamalı falan filan şeklinde konuşanlar olacaktır ama bence gayet yapılabilir bir karşılaşırma. Burada Darth Vader ile White Gandalf’ı dövüştürmüyoruz yada Luke Skywalker ile Aragornu kavga ettirmiyoruz. Bu tarz bir karşılaştırma zaten saçma olur.

Önümüzde birisi tarafından düşünülüp yazılmış iki tane kocaman evren var ve bence bunları karşılaştırmak mantıklı.

Daha önce FriendFeed hesabım üstünde böyle bir başlık açmıştım, bu başlığa ve verilen cevaplara Şuradan ulaşabilirsiniz.  Yorumları saydığım zaman Lord of the Rings (LOTR) diyenlerin sayısı daha fazla. Gerçi yorum yapan sayısı az olduğu için çıkan sonuç doğrudur demiyorum.

Bana göre ise LOTR daha iyi. Tamam Star Wars (SW) evrenin nadirde olsa iyi yerleri var ama LOTR yanında çok basit kalıyor bence. LOTR’da işlenen konularda ayrıntıya girecek olursak işin içinde boğulmamak işten bile değil. Tolkien’in kitaplarını okuduysanız sadece yaptığı betimlemeler yeter filmi izlemenize gerek olmaz kafanızda canlandırabilirsiniz herşeyi.

SW’ın ise işlediği konular LOTR yanında basit kalıyor. Bana göre bu kadar çok tutulmasının nedeni ise çok iyi pazarlama yapılması ve ilk filmin yapıldığı yıl olan 1977 yılının teknolojisine göre animasyonların harika seviyede olmasıdır (gerçekten harika takdir ettim bak).

LOTR serinin bütün filmlerini ve filimlerden ayrı konuları işleyen kitaplardan birkaçını okudum ve SW serisinin altı filminide izledim Clone Wars dizinisin ise hepsini olmasada bir kısmını izledim. Böyle bir yazı yazabilmeyi kendime göre yerinde buluyorum bu kadar zaman harcadım sonuçta :)

Aslında yazılacak daha çok şey var ama yazıyı uzatıp isteyip sizi sıkmak istemiyorum.

Sizin fikriniz nedir peki ? Hangisini Seçerdiniz  SW yada LOTR ? yorumlarınızı bekliyorum.

Karışan Bavullar

Tarih: February 7th, 2010 Kategori: Anelya Günlük

Dün 2 haftalık bi tatilden sonra Çorlu’dan Eskişehir’e döndüm. Yine çekilmez bir otobüs yolculuğu geçirdim. Bizim oralara Eskişehir’den direkt gitmek istiyosan genellikle Buzlu’yla gitmek zorundasındır. Bende öyle yaptım 4 tane bavulla düştüm yollara yalnız oturduğuma sevindim. Yanımda beni rahatsız edip devamlı konuşan, müziği son ses açıp kulaklık olduğu halde tüm otobüse dinleten ya da kız olduğu halde igrenç derece ter kokan bi tip yoktu. Taa ki muavinin servis açıp işte çay, kahve, kola ve tek çeşit kekten oluşan menüsünü bize sunana kadar. Ben bu menüye alışkınım gerçi sorun bu değil, sorun arkadaki 55 yaşlarındaki kürtçe konuşan amcanın kolayı içip içip sesli bir biçimde birkaç kere gegirmesi arapça hareketli bir müzik çalan telefonunun devamlı çalması ve kendi dilince konuşup durması illa olmasa böyle vakalar o yolculuğum zaten hayırlı gitmez.

Bunlar ufak şeyler asıl olay

Read the rest of this entry »

Doğa İçin Çal

Tarih: February 6th, 2010 Kategori: Türkiye

Bugünlerde internette gördüğüm güzel bir videoyu burada paylaşmak istedim okuyucu.

Yukarıdaki video gerçekten güzel hazırlanmış ben çok sevdim. Resmi sitesine Buradan ulaşabilirsiniz.

Güzel bir proje, umarım sadece site açmış olmak için yada sadece bu tarz müzikler çalmak için yapılmamıştır, ileride kendilerden doğa için elle tutulur bir şeyler yapmalarını bekliyoruz. Neden böyle yazdım çünkü daha önce bunun gibi bir sürü proje gördük ve hepside yarım kaldı yada bir şeyler yapamadan dağıldılar. Bu projenin başarılı olması dileği ile bu yazıyıda burada bitiriyorum.

Burnuk

Tarih: February 6th, 2010 Kategori: Kısa Bilgi Notlar

Uykusuz dergisi okuyanlara… :)

Bu haftaki uykusuz dergisinde Ersin Karabulut Burnuk-Tatak ikileminden dem vurmuş ve Burnuk sözcüğü sayesinde gülünç duruma nasıl düştüğü anlatmış. Doğrudur efendim herkes böyle durumlara düşmüştür hayatında (aa adama aynı beni anlatıyo lan). Burnuk şeklinde google’da aratınca hiç sonuç çıkmadığını söylemiş. Bende yazayım dedim google arama sonuçlarında çıkarması ümidi ile yazdım bu yazıyı. Haftaya aradığında bu safyasa gelirse kedisine selam diyorum.

Bir Garip Uykusuz Reklamı İçin Buyrun

Burnuk Nedir : Burnumuzu karıştırdığımız zaman içinde çıkan hafif nemli (bazen ne oranı fazla olabilir özellikle hasta iseniz) yapışkan bir madde diyebiliriz. Bu kadar resmi olmaya gerek yok bir diğer adıyla Sümük yada Tatakta denilebilir

Not : Ersin Karabulut olurda bu sayfayı okursa imzalı bir uykusuz dergisi gönderirse en azından çok sevinirim  valla :)

goxel1989@gmail.com

Stieg Larsson – Ejderha Dövmeli Kız

Tarih: February 3rd, 2010 Kategori: Kitap

Bu kitabın o kadar çok reklamını gördüm ki okumazsam olmayacaktı. Genelde şöyle bir düşünce vardır “bir kitabın ne kadar çok reklamı yapılırsa övülürse o oranda kötü çıkar”. Ama insanda merak uyandırıyor reklamları. Bende okumaya karar verdim.

İlk izlenim bazılarında korkutucu olabilir 646 sayfa tam olarak, bir ansiklopedi gibi karşınızda duruyor.

Kitabı ilk okumaya başladığımızda ise sıkıcı gelebilir. Şöyle söyleyebilirim ilk 150 sayfası sıkıcı bence. Daha sonra hikaye açılıyor ve akıcı bir hal almaya başlıyor. Sonu ise çok şaşırtıcı bir şekilde bitiyor (yada bazılarımız tahmin etmiştim valla diyebilir :-) ).

Benim yorumuma gelirsek,

Read the rest of this entry »

Sunay Akın – Ay Hırsızı

Tarih: January 31st, 2010 Kategori: Genel Kitap Notlar

Eve geldiğimde kardeşimin masasının üstünde görmüştüm bu kitabı bir hevesle başladım okumaya. Karşıma her zamanki Sunay Akın çıktı. Bence Sunay Akın’ın o kendine ait olan anlatım tarzını bu kitaptada hissettim diyebilirim. Unutmadan kitabın adın Ay Hırsızı. Kitap içindeki bilgiler ise gerçekten etkileyici olmuş farklı yerlerdeki farklı insanlar arasında kurulan bağlantılar ise çok yerinde olmuş diyebilirim. Sonuç olarak bence okumamız gereken bir kitap ortaya çıkmış.

Bu arada İstanbul Oyuncak Müzesine gitmem gerektiği kanatine vardım uygun olan en kısa zamanda giderim umarım. Sizinde gitmenizi tavsiye ederim. Oyuncak müzesinde bulunan oyuncakların bir kısmının hikayesi ise çok güzel bir biçimde kitapta anlatılmış.

Arka kapakta ise şunlar yazıyor

Sunay Akın yeni kitabı Ay Hırsızı’nda gözünü Ay’a dikiyor ve bir arkeoloğun sabrıyla kazıyor insanlığın ortak birikiminin üzerine çöken tozu toprağı… Ortaya çıkardığı bilgiyi şair duyarlığıyla ilmek ilmek dokuyor ve okurunu hayrete düşürecek öyküler bir bir diziliyor karşımıza.

Cervantes ve Mimar Sinan hangi caminin inşaatında buluştu?.. Enver Paşa’nın uçağı kaç kez düştü?.. Piri Reis’in haritası Topkapı Sarayı’nda nasıl bulundu?.. İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçen Attila Hülagü’nün sırrı neydi? 157 yıl yaşayan Zaro Ağa’nın Amerika seferi… Atatürk neden hiç uçağa binmedi?..

Bir Garip Reklam

Tarih: January 23rd, 2010 Kategori: Genel Hatıra Notlar

Bu reklamda ben oynuyorum :)

Şimdi buraya bu videoyu koymak ile iyimi yaptım kötümü yaptım bilmiyorum açıkçası. Çünkü internette okuduğum bazı yazılarda şu şekilde uyarılar yapılıyor “Blogunuza yazdığınız yazılara dikkat etmelisiniz, bugün koyduğunuz bir yazı video yada resim ilerde iş hayatınızda karşınıza çıkabilir ve iyi olmayan sonuçlara neden olabilir”. Bir açıdan doğru ama şimdi içimden buraya koymak geldi bu videoyu. Bilgisayarımın tozlu dosyaları arasından çekip çıkardım sırf bunun için.

Bu yaz yani 2009 yazında yakın arkadaşım Enes Dereli tarafından düşünülüp yapılmış bir videodur kendisi. Aslında amacımız reklam değildi ama video sonunda baktık ki Uykusuz Dergisinin reklamını yapmışız. Olsun severek okuduğumuz bir dergidir kendisi özellikle Umut Sarıkaya’nın karikatürlerini ve yazılarını çok severim.

Gerçi Uykusuz için iyi bir reklam mı oldu yada kötü bir reklamı oldu bilemiyorum. Bu durumda “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” diyip geçiyorum.

Neyse lafı çok uzatmadan sizi Bir Garip Uykusuz Reklamı ile baş başa bırakayım. Bakalım yorumlarınız ne olacak.

“Poğaça”

Tarih: January 22nd, 2010 Kategori: Hatıra

Bugün yemek yaparken aklıma geldi birden

Küçükken yani evin içinde o odadan diğer odaya koştuğum zamanlar. Şuursuzca koşarken arada bir annemin yanına uğruyorum tabi uğrama amacım farklı oluyor her seferinde bunlar; acaba annem mutfakta ne yapıyor, akşama ne yemek var, su tabancamın içine su doldurmak, gizlice çiğ yufka yemek, dolabın kapağını açıp dakikalarca bakmak boş boş yada yemek yapan anneyi izlemek acaba neler yapıyor diye…

Tam o sırada annem seslenir “oğlum yardım et şu kek harcını çırp” der mesela tabi benimde en büyük eğlencem elimde mikser birşeyleri çırpmak, çırparken o harcın yada hamurun aldığı şekle bakmak, yan taraftan ek yumurta koyulunca nasıl çırpıldığını izlemek.

Özellikle çırparken “lan şu mikserin telleri nasıl birbirinin içinden geçiyor acaba” diye kendi kendime sorup, incelemek için çalışırken mikseri havaya kaldırmamla ortalığın batması sonra anneden şaplağı yemek falan güzel şeylerdi bunlar….

Read the rest of this entry »