Dün 2 haftalık bi tatilden sonra Çorlu’dan Eskişehir’e döndüm. Yine çekilmez bir otobüs yolculuğu geçirdim. Bizim oralara Eskişehir’den direkt gitmek istiyosan genellikle Buzlu’yla gitmek zorundasındır. Bende öyle yaptım 4 tane bavulla düştüm yollara yalnız oturduğuma sevindim. Yanımda beni rahatsız edip devamlı konuşan, müziği son ses açıp kulaklık olduğu halde tüm otobüse dinleten ya da kız olduğu halde igrenç derece ter kokan bi tip yoktu. Taa ki muavinin servis açıp işte çay, kahve, kola ve tek çeşit kekten oluşan menüsünü bize sunana kadar. Ben bu menüye alışkınım gerçi sorun bu değil, sorun arkadaki 55 yaşlarındaki kürtçe konuşan amcanın kolayı içip içip sesli bir biçimde birkaç kere gegirmesi arapça hareketli bir müzik çalan telefonunun devamlı çalması ve kendi dilince konuşup durması illa olmasa böyle vakalar o yolculuğum zaten hayırlı gitmez.
Bunlar ufak şeyler asıl olay
Read the rest of this entry »


Bu kitabın o kadar çok reklamını gördüm ki okumazsam olmayacaktı. Genelde şöyle bir düşünce vardır “bir kitabın ne kadar çok reklamı yapılırsa övülürse o oranda kötü çıkar”. Ama insanda merak uyandırıyor reklamları. Bende okumaya karar verdim.
Eve geldiğimde kardeşimin masasının üstünde görmüştüm bu kitabı bir hevesle başladım okumaya. Karşıma her zamanki Sunay Akın çıktı. Bence Sunay Akın’ın o kendine ait olan anlatım tarzını bu kitaptada hissettim diyebilirim. Unutmadan kitabın adın Ay Hırsızı. Kitap içindeki bilgiler ise gerçekten etkileyici olmuş farklı yerlerdeki farklı insanlar arasında kurulan bağlantılar ise çok yerinde olmuş diyebilirim. Sonuç olarak bence okumamız gereken bir kitap ortaya çıkmış.
Bugün yemek yaparken aklıma geldi birden
Koşa koşa eve geldim, bilgisayarımı açtım ve bu yazıyı yazmaya koyuldum. Olayı sıcağı sıcağına anlatmak istedim size…
Son zamanlarda dikkatimi çekmeye başladı herşeyin sonuna “…. Atöylesi” yerleştiriliyor örnek vermek gerekirse şöyle;