Bu yazı 8 months 10 days önce yayınlanmış olduğundan güncelliğini yitirmiş veya bilgilerin geçerliliği kaybolmuş olabilir. Herhangi bir yanlış anlaşılmadan kurugurultu.org sorumlu değildir
ÖSS’ye daha çook var, hem ben çalışıyorumki zaten (!)…
Ünlem koyduğuma bakmayın gerçekten herkes çalışıyordu ÖSS’ye, laziberesi, şoparı, fransızı, yabankızı, ineği, daladamı, suskunçocuğu, sınıfınenhızlıkonuşançocuğu herkes çalışıyordu yani.
En sonunda piknik günü geldi, bizi piknik bölgesine götürecek olan servis şöförü ayarlandı ama kameramançocuk anlamadı hangi ara yapıldı bu işler. Biraz fazla inekliyordu galiba. O zamanlar düşüncesi şuydu tabi “abicim hayatımın bir yılını feda ederim, istediğim bölümü kazandıktıktan sonra kaç yıl yaşıyacaksan rahat ederim…”. Ama acı gerçeği ona kimse söylememişti çünkü üniversite hayatı daha zormuş derslerin yanında ÖSS hiç kalırmış (ama bu kadar zor olmasına rağmen yinede güzelmiş be).
O sabah bir türlü giyinemedi bizim kamo (tanırsınız onun gibilerini ne giyeceğine karar veremeyen insanlardan, bizim kameramana ben bu kısaltma adını takmıştım evet salakmışım o zamanlar) beğenemedi ne giyse bir türlü en sonunda dünyanın en saçma kararını verdi kot pantolon giydi (manyak bu be). Buluşma yerine gidince anladı kararının saçmalığını ama artık çok geç. Araba geldi ama sokakp**i gelmedi bir türlü, en sonunda sokakp**i’nin evine gidilip kapı önünden özel olarak alındı.
Pikniğe yerine gidilmişti. Her lise öğrencisi için vazgeçilmez olan pikniğe alkol getirme durumu burda da yaşanmıştı zaten yaşanmasa ayıp olurdu. Piknik herkes için güzeldi, olmayacak şeyler için tartırmak güzeldi, birde müzik açıp göbek atmakta güzeldi. Birkaç yıl sonra bu görüntüler yine izlenildiğinde utanmaktan yerin dibine girmek ise ayrı bir güzeldi. Herşey güzeldi de kameramançocuk için berattı işte herşey görebiliyordum uzaktan. İçinde çok güzelkıza açılma isteği vardı ama işte olmuyordu bir türlü, kendine binbir türlü küfür ediyordu, erkekmisin olum sen diyordu demediği kalmıyordu kendine. Ama hiçbirisi o olay kadar koymamıştı ona ama merak etmeyin hiç burda anlatmayı düşünmüyorum söz verdim ona. Kameramançocuğun Yılmaz Erdoğan şiirleri dinlediği vakit bu zamana denk gelir…
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Tamda o çocuğu anlatmış Yılmaz Erdoğan ikinci dizede. Bu anlatılanı hep kendi sanırdı. Çoğu lise öğrencisinin başına gelsede bu durum o zamanlar sadece kendi yaşıyordu bu duygular yada kendi öyle sanıyordu kameramançocuk.
Piknik bitti kimi sarhoş oldu, kimi çok eğlendi, kimi çok üzüldü ama bitti en sonunda. Bu hikayenin başkahramanı içinde herşey bitmişti yada kendisi öyle sanıyordum…
Güzeldi’li geçmiş zamanları düşünüyorum şimdi… (Y.E.)
