Bu yazı 8 months 14 days önce yayınlanmış olduğundan güncelliğini yitirmiş veya bilgilerin geçerliliği kaybolmuş olabilir. Herhangi bir yanlış anlaşılmadan kurugurultu.org sorumlu değildir
Eve çıkmalıyım…
Bir öğrenci üniversiteyi kazandığı andan itibaren yanlızca bunu düşünür, kendince planlar yapar aynen şöyledir;
“Şimdi ilk dönem yurtta kalsam kendime uygun arkadaşlar bulsam (bkz. ortam kurmak) sonra ara tatilde bir ev kiralarız, sonrada dört yıl aynı adamlarla kalırız o evde(!), tartışırsın diyolar ama n’olcak biraz katlanmak(!) lazım abi, kırk yıllık evli çiftler bile kavga ediyolar normal bunlar” Bu düşünce vardır genel olarak tabi buna katılmayanlarda var. Sonra böyle düşünen arkadaşlar eğer devlet yurdunda kalıyorlarsa ikinci dönem rahatça çıkabilirler ama özel bir yurtta kalıyorlarsa işleri zor, “çıkarlarda çıkamazlar” çünkü yılın başında bir heycanla imzalanmış olan senetler vardır ve o senetleri almak imkansızdır. Şahsen bu senetleri almak için kavga edenleri çok gördüm ama nafile işler bunlar.
Neyse ikinci dönem zart diye eve çıkanlar o dönemin sonuna kadar dayanamazlar ama yıl sonunda kesin ayrılmalar olur, aradan çok nadir aynı kişilerle devam edenler olur.
Birde çok iyi lise arkadaşıyla aynı üniversiteye gitme muhabbeti vardır ki bu insanlara üzülüyorum ben. İlk önce lisede herkesin hayalıdir lisedeki en iyi arkadaşı ile üniversiteye beraber gitmek çoğunluk aynı üniversiteye gidemez yalan olur bu iş ama bazıları ise bunu başarır aynı üniversiteye giderler. İşte asıl sorun burdan sonra başlar. Lise arkadaşınız ile yazın erkeden gidersiniz kazandığınız yere ev ararsınız falan herşey güzeldir sonra okullar başlar yine herşey güzeldir sonra ilk dönem geçer herşey güzeldir yine ama ikinci dönem işler yavaştan bozulmaya başlar.
Aynı evde yaşamak zordur cidden mesela ev arkadaşınızı yaptığı en ufak bir harekete kıl olabilirsiniz, sonra herşeye kıl olursunuz yemek yerken çatal kullanışına kadar. En sonunda bir gece ev arkadaşınız yüksek sesle müzik dinlerken canınıza tak eder hızlı adımlarla mutfağa gidersiniz, elinize bir bıçak alırsınız. Arkadaşınızın kapısına kadar yavaş yavaş gelirsiniz önce sonra aniden içeri dalarsınız ve HIRŞ HIRŞ HIRŞ… üç bıçak darbesi ve heryer kırmızı olur. Sonra ellerini dua edermiş gibi yaparsın ellerine bakarsın. Sanki kına yakılmış gibi kırmızıdır parmaklarının ucu, zaman yavaşlamıştır adeta yada yavaşlamasını istersin, yavaş hareketlerle lavaboya gidersin ilk önce aynada kendine bakarsın suratında mementsiz bir ifade vardır. Ellerin ise deli gibi titremektedir musluktan soğuk suyu açarsın ellerindeki kan lekelerinin suyun altında yavaşça gidişine bakarsın bazılar inatla çıkmak istemez ama çıkartırsın. Ellerini temizlediğinde ise bir avuç su alıp yüzüne çarparsın hızlıca, sonra nemli elleri saçına götürürsün ve alnından başlayıp başının bitimine kadar nemli ellerini başına sürersin. Herşey o kadar hızlı olduki kimse anlamadım birşey dimi? Sonraki gün bir gazetenin üçücü sayfasında haberin çıkar. Vesikalık fotoğrafının üstünde tam göz hızasında siyah bir çizgi vardır ve yanda orta büyüklükte bir başlık “Cinnet geçiren geç dehşet saçtı, arkadaşını üç yerinden bıçakladı” ve sizin ağzınızdan çıkıcak bir çift laf “Haketti o ş**siz haletti…”

hahahh, iyi senaryo
ama hep böyle olmuyo, korkutmayalım gençleri. 3 yıl yurtta kalmış, son senesinde tek başına eve çıkmış biri olarak, şunu söyleyebilirim. evde yurtta aynı terane
bundan böyle hep tek başıma arkadaş, çekemem kimseyi
Cevapla
admin Reply:
June 30th, 2009 at 7:17 pm
ben sadece önceden uyarayım dedim herkesi
Cevapla
valla baba ben dayanamadım şuan tek başıma kalıyom en iyisi bu abi kimsenin ağız dırdırını cekmiyorum en azından
Cevapla
admin Reply:
October 28th, 2009 at 8:10 pm
tek başına iyide insanın canı sıkılır evde tek olarak kalmak bence
iyi anlaştığın biri ile gayet güzel olur ev ortamı bence
Cevapla
haklısın da onuda denedik. eniyisi yanlzlık
Cevapla