
Bugünlerde neredeyse hergün yediğim o serinletici lezzet : DONDURMA
2 3 yaşlarında küçük bir kız. Eskişehir’de bodrum kattaki kiralarından dedesinin bisikletiyle evlerinin ordaki parka gittiler (O park şu anda hala var ve engelliler için olan bi okulun parkı şu anda). Gerçekten sıcak bir gün ve parkta koşup oynayan çocuklar. O küçük kızı dedesi salıncakta sallandırmakta bazende kaydırağa bindirmekteydi. Sonra biraz dinlenmek için oradaki banka oturdular. Çevreye , gelip geçen değişik insanlara bakıyolardı. Ellerinde dondurmayla geçen birkaç kişiye bide. Küçük kız hiç birşey söylemeden canının çok istediği o tatlıyo bakıyordu. Ama istemeyi bilmeyen kçük bir kız. Hiçbir zaman istemek öğretilmemişti ona hani istediği bir şey için ağlayan zırlayan kendini yerlere atan bir çocuk olmamıştı. Hep ona verilenleri kabullenmişti. Hayatı boyunca dedesinin içinde ukte kalıcak birşey sarfetti dudakları :
“Dede senin canın hiç dondurma istemiyo mu?”
Dedesi diyecek bişi bulamamıştı bişi demeden onu bisiklete bindirip sessizce ayrıldılar o parktan.. Küçük torununa bir dondurma alamamıştı.
Yıllar sonra taşlar yerine oturunca durumlar iyileşince bana aldığı ilk şey bir dondurma oldu. Bana ve tüm aileye her akşam yemeğinden sonra dondurma ısmarlayan o tatlı dedem o zaman duyduğu sıcak üzüntüyü şimdi aldığı dondurmalarla soğutmaya çalışıyordu.
Bu anıyı yıllar sonra öğrendiğimde bende hüzünlendim demekki bu isteyememe özelliğim o zamanlardan kalmaktaydı.