1

Stieg Larsson – Ejderha Dövmeli Kız

Tarih: February 3rd, 2010 Kategori: Kitap

Bu kitabın o kadar çok reklamını gördüm ki okumazsam olmayacaktı. Genelde şöyle bir düşünce vardır “bir kitabın ne kadar çok reklamı yapılırsa övülürse o oranda kötü çıkar”. Ama insanda merak uyandırıyor reklamları. Bende okumaya karar verdim.

İlk izlenim bazılarında korkutucu olabilir 646 sayfa tam olarak, bir ansiklopedi gibi karşınızda duruyor.

Kitabı ilk okumaya başladığımızda ise sıkıcı gelebilir. Şöyle söyleyebilirim ilk 150 sayfası sıkıcı bence. Daha sonra hikaye açılıyor ve akıcı bir hal almaya başlıyor. Sonu ise çok şaşırtıcı bir şekilde bitiyor (yada bazılarımız tahmin etmiştim valla diyebilir :-) ).

Benim yorumuma gelirsek, bence gazetelerde, internette abartıldığı kadar iyi bir kitap değil bence. Gazetelerde şöyle yorumlarla karşılaşıyordum “bu kitabı okumaya pazar gecesi başlamayın yoksa sabah işe gidemezsiniz…” bu kadar abartmaya gerek yok iyi güzel kitap ama bir Olasılıksız kadar olmadı benim için. Ayrıca şunu söylemeliyim bence kitabın ismi yanlış seçilmiş bence çünkü kitaptaki olaylara Ejderha Dövmeli Kızımız hemen girmiyor hatta baya bir geç giriyor (kitabın 300-400. sayfaları arasında diyebilirim hemde pat diye aniden giriyor). Kitabın asıl kahramanı bence Mikael. Eğer okursanız aynı düşüncede olacaksınız bence (gerçi serinin iki kitabı daha var yolda olan belki orada işler değişir.)

Ayrıca daha iki kitap var yolda herhalde şu anda Türkçeye çevrilme aşamasındadır çünkü ingilizce versiyonu çıktı diye biliyorum. Şimdi serinin ikinci kitabını beklemeye koyuldum sonra üçüncü kitabı var. İşte böyle seri olan bir kitaba başladımı devamlarını okumadan rahat olamıyorum sayın okuyucu böyle bir huyum var.

"Stieg Larsson – Ejderha Dövmeli Kız" başlıklı bu yazıyı beğendiyseniz yukarıda bulunan sitelerde paylaşarak daha fazla kişinin faydalanmasını sağlayabilirsiniz.

1 Yorum

  1. april says:

    yorumlarına genel olarak katılıyorum, ben de çok reklamı yapıldığı için başta biraz irrite olmuştum ama isveç ve isveçlilere genel bi sempatim olduğu için okumadan duramadım.
    olasılıksız’ı bence hiçbir kitapla karşılaştırmamak lazım. o kitap çıtayı öyle bi yere koydu ki, empati bile (ki bence o da çok iyiydi) aynı etkiyi yapamadı. kitap okumaktan soğumak istemiyorsak onu kitaplıkta şöyle yukarılarda, hakettiği bir yere kaldırıp yolumuza devam etmeliyiz, yoksa olan bize olur :)

    ejderha dövmeli kız’da benim en çok beğendiğim ve takdir ettiğim şey, tüm karakterlerin çok detaylı bir şekilde işlenmesi oldu. her birini ayrı ayrı tanıyor hissine kapıldım. özellikle lisbeth karakteri beni çok etkiledi; tepkileri, davranışları zaman zaman kahkaha attırdı bana, bazen de ağzımı açık bıraktı şaşkınlıktan. çok orijinal bir karakter. mikael de insanı etkileyen, saygınlık uyandıran bir karakter ancak neticede asıl kahraman bence lisbeth salander.

    sonuçta ben ilk kitabı beğendim ve ikincisini de (ingilizce) okudum. son iki kitabın türkçe’leri henüz basılmadı.
    diyebileceğim şu; the girl who played with fire ilk kitaptan kesinlikle daha iyi. yine sürprizlerle dolu, yine polisiye unsurlar ön planda ve ben lisbeth’e bir kez daha hayran oldum.
    ben de seninle aynı durumdayım, seri kitapların tamamını okumadan rahat edemiyorum. zaten ikinci kitap öyle bir yerde bitti ki, rahat etmek için sonuncuyu mecburen okuyacağız..

    sevgiler

    Cevapla

Yorum Yapın