İnternette dolaşırken karşılaştım bu oyuna. Küçüklüğümde hep almak için yanıp tutuştuğum ama pahalı olduğu için alınmayan o oyunca firması tarafından yapılmış -bu kadar ayrıntıya girmeye gerek yoktu- Hot Wheels kısacası. Aşağıdaki videoyu izlediğinizde yarışların tanıtım filmi ile karşılaşıcaksınız, daha sonra video sizi yönlendirecek. Yaratıcı bir oyun olmuş özellikle youtube üstünden oynanması ise ilginç.
Bu haftaki uykusuz dergisinde Ersin Karabulut Burnuk-Tatak ikileminden dem vurmuş ve Burnuk sözcüğü sayesinde gülünç duruma nasıl düştüğü anlatmış. Doğrudur efendim herkes böyle durumlara düşmüştür hayatında (aa adama aynı beni anlatıyo lan). Burnuk şeklinde google’da aratınca hiç sonuç çıkmadığını söylemiş. Bende yazayım dedim google arama sonuçlarında çıkarması ümidi ile yazdım bu yazıyı. Haftaya aradığında bu safyasa gelirse kedisine selam diyorum.
Burnuk Nedir : Burnumuzu karıştırdığımız zaman içinde çıkan hafif nemli (bazen ne oranı fazla olabilir özellikle hasta iseniz) yapışkan bir madde diyebiliriz. Bu kadar resmi olmaya gerek yok bir diğer adıyla Sümük yada Tatakta denilebilir
Not : Ersin Karabulut olurda bu sayfayı okursa imzalı bir uykusuz dergisi gönderirse en azından çok sevinirim valla
Eve geldiğimde kardeşimin masasının üstünde görmüştüm bu kitabı bir hevesle başladım okumaya. Karşıma her zamanki Sunay Akın çıktı. Bence Sunay Akın’ın o kendine ait olan anlatım tarzını bu kitaptada hissettim diyebilirim. Unutmadan kitabın adın Ay Hırsızı. Kitap içindeki bilgiler ise gerçekten etkileyici olmuş farklı yerlerdeki farklı insanlar arasında kurulan bağlantılar ise çok yerinde olmuş diyebilirim. Sonuç olarak bence okumamız gereken bir kitap ortaya çıkmış.
Bu arada İstanbul Oyuncak Müzesine gitmem gerektiği kanatine vardım uygun olan en kısa zamanda giderim umarım. Sizinde gitmenizi tavsiye ederim. Oyuncak müzesinde bulunan oyuncakların bir kısmının hikayesi ise çok güzel bir biçimde kitapta anlatılmış.
Şimdi buraya bu videoyu koymak ile iyimi yaptım kötümü yaptım bilmiyorum açıkçası. Çünkü internette okuduğum bazı yazılarda şu şekilde uyarılar yapılıyor “Blogunuza yazdığınız yazılara dikkat etmelisiniz, bugün koyduğunuz bir yazı video yada resim ilerde iş hayatınızda karşınıza çıkabilir ve iyi olmayan sonuçlara neden olabilir”. Bir açıdan doğru ama şimdi içimden buraya koymak geldi bu videoyu. Bilgisayarımın tozlu dosyaları arasından çekip çıkardım sırf bunun için.
Bu yaz yani 2009 yazında yakın arkadaşım Enes Dereli tarafından düşünülüp yapılmış bir videodur kendisi. Aslında amacımız reklam değildi ama video sonunda baktık ki Uykusuz Dergisinin reklamını yapmışız. Olsun severek okuduğumuz bir dergidir kendisi özellikle Umut Sarıkaya’nın karikatürlerini ve yazılarını çok severim.
Gerçi Uykusuz için iyi bir reklam mı oldu yada kötü bir reklamı oldu bilemiyorum. Bu durumda “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” diyip geçiyorum.
Neyse lafı çok uzatmadan sizi Bir Garip Uykusuz Reklamı ile baş başa bırakayım. Bakalım yorumlarınız ne olacak.
Son zamanlarda dikkatimi çekmeye başladı herşeyin sonuna “…. Atöylesi” yerleştiriliyor örnek vermek gerekirse şöyle;
Caz Atölyesi
Rock Atölyesi
Eğitim Atölyesi
Kariyer Atölyesi
Düşünce Atölyesi
Fotoğraf Atölyesi
Oyun Atölyesi
Yazılım Atölyesi
Daha neler söylesem…
Tiyatro Atölyesi
Oyunculuk Atölyesi
Müzik Atölyesi…
Bu böyle uzar gider. Uzaktan bakılınca gayet orjinal bir isim gibi duruyor gerçekten ama biraz inceledimi bu isimleri her yerde karşımıza aynı şey çıkıyor. Bu yüzden artık şu “…. Atölyesi” tarzı isimlerden vazgeçsek diyorum biraz daha düşünsek gayet orjinal isimler bunulunabilir bence.
Halı saha maçlarında insanın duygu düşünce vb herşeyi değişebiliyor.
Mesela ne ? diyeceksiniz şimdi. Mesela şu, normalde halı saha maçlarında ilk gol yiyen takım saha kenarında duran formaları giyer (genelde fosforlu sarı veya turucun renkte olur bilmeyenler için). Bu formayı giymek o takım için bir eziklik belirtisi olabilir bilemiyorum ama o formaları kimse isteyerek giymez (formanın pis kokmasıda giyilmeme nedenlerinden birisidir).
Ama bugünkü halı saha maçımızda istenmeyen oldu gaza geldik ve ilk golü yemeden giydik formaları neden bende bilmiyorum.
Şimdi ben yukarıda yazdım çizdim halı saha maçları hakkında ama sanmayın ki ben çok halı saha maçı yaparım futboldan çok anlarım yok öyle bir şey. Futbolı pek sevmem ve halı saha maçlarına hayatımda ilk kez üniversite 1. sınıfta gittim (şimdi 4. sınıfım bu arada okuluda bitirdik be…) bügünkü halı saha maçından sonra olan düşüncemi yazayım dedim sadece.