Doğa İçin Çal

Tarih: February 6th, 2010 Kategori: Türkiye

Bugünlerde internette gördüğüm güzel bir videoyu burada paylaşmak istedim okuyucu.

Yukarıdaki video gerçekten güzel hazırlanmış ben çok sevdim. Resmi sitesine Buradan ulaşabilirsiniz.

Güzel bir proje, umarım sadece site açmış olmak için yada sadece bu tarz müzikler çalmak için yapılmamıştır, ileride kendilerden doğa için elle tutulur bir şeyler yapmalarını bekliyoruz. Neden böyle yazdım çünkü daha önce bunun gibi bir sürü proje gördük ve hepside yarım kaldı yada bir şeyler yapamadan dağıldılar. Bu projenin başarılı olması dileği ile bu yazıyıda burada bitiriyorum.

Korku

Tarih: January 19th, 2010 Kategori: Türkiye

Erdil Yaşaroğlundan harika bir karikatür daha.

Read the rest of this entry »

Bir Tekme de Benden

Tarih: January 19th, 2010 Kategori: Günlük Hatıra Türkiye

Koşa koşa eve geldim, bilgisayarımı açtım ve bu yazıyı yazmaya koyuldum. Olayı sıcağı sıcağına anlatmak istedim size…

Eve gelirken önümde 45-55 yaşlarında bir dayı yürüyordu. Dış şekil itibari ile tam bir dayı ya benzemekteydi ayağında topuklarına bastığı kundura bir ayakkabı vardı. “Ayağında(ki) kundura” ile hızlı adımlarla yolda yürürken aniden sendelemeye başladı ve kafası öne gelecek şekilde ayakları geride (kambur bir pozisyonda) yani tam bir düşme pozisyonunda ileri doğru hızlı adımlarla ilerlemeye başladı sonra tam düzeldim derken park etmiş arabalardan birisinin dikiz aynasına çarpıp aynı pozisyonda sola doğru yürümeye başladı. Bu sırada şaşkın durumda DAYI‘yı izleyen bende boş durmadım koşarak gittim bir tekme ben attım sonra DAYI yüzüme baktı şöyle dedi;

–Dayıcığına hiç acımadın mı evladım neden bana tekme atıyorsun ? Babacığınım ben senin…

Cevabım ise…

–”Sen hiç bir sabah kalktığında karşında yere düşen bir adam görüp bu adama yardım edememek nedir bilirmisin dayı” dedim. “Sen hiç intikam ateşi ile yanıp aşk ateşi ile kavruldunmu dayıı…” dedim. “Hayat acımasızdır dayı yere düşüne bir de sen vurucaksın… vurucaksınki hiç yerden kalkamasın hayat denilen oyundan bir kişi daha eksilsin…”

Dedim.

En sonunda dört buçuk yıllık bir aradan sonra Şebnem Ferahın yeni albümüne kavuşuyoruz. Ben bir ara ümidi kesmiştim çıkmayacak diye ama haberi alınca çok sevindim açıkçası. Daha dinlemedim ama her şarkısı gibi bu albümdeki şarkıların hepsinin güzel olacağından eminim. Şimdi 16 Aralık 2009 tarihini bekliyoruz çıktığı gibi gidip orjinalini alacağım. Geçen yıl Anadolu Üniversitesine konser için gelmemişti o kadar heveslenmiştim gitmek için oysaki. Umarım bu yıl gelirde keyifle canlı olarak izleriz hemde yeni albümünü canlı olarak dinlemiş oluruz.

Türk Kelimesine Şartlı Refleks

Tarih: October 21st, 2009 Kategori: Türkiye

TRT’de ‘Ermeni Açılımı’ konusundaki bir açık oturumu ancak çok kısa bir süre tahammül göstererek izleyebildik.
Kezban Hatemi bu konudaki yetersiz bilgisine rağmen yine atıp tutuyordu.
Programın sunucusu da doğrusu Hatemi’den aşağı değildi; Ermenilerin bu toprakları terk etmesinden oldukça üzüntü duyduğu anlaşılan sunucunun hayretler içinde, şu sözlerine şahit olduk: “Doğdukları toprakları terk etmek zorunda kalan ve bu kadar acılar çeken Ermeniler çocuklarına Türkiye’yi kim bilir nasıl öğretiyorlardır!”
Yâni, bu sayın TRT mensubu şunu demek istiyordu: “Biz Türk Milleti olarak Ermenileri katlettik ve Ermeniler doğup büyüdükleri bu toprakları terk etmek zorunda kaldılar ve tabiî ki, haklı olarak bunun için de çocuklarına Türk Milleti hakkında iyi şeyler anlatmıyorlar!” Yâni bütün suç bizde! Ermeniler Türkleri sevmiyorsa sebebi biziz!
Evet, devletimizin televizyonunda artık bu tür suçlamaları sık sık izleyebiliyoruz. Birileri bu küstahlıklara “Tarihimizle Yüzleşmek!” diyor. Bu tartışmalar demokrasimizin ne kadar geliştiğinin bir göstergesiymiş!
Tuhaf değil mi? Türklüğe yapılan bütün saldırılar demokrasi adına alkışlarla karşılanıyor, fakat siz bu haksız saldırılara karşı Türklüğü savunmaya kalktığınızda ne faşistliğiniz, ne de ırkçılığınız kalıyor!
Silivri’de devam eden, bazı yandaş TV kanallarının ‘ASRIN DAVASI’ olarak tanımladıkları şu meşhur davanın savcılığını yapmak serbest, fakat “bu dava siyasîleşmiştir, genel hukuk kuralları ihlâl edilmektedir” dediğinizde “Çetelerin avukatlığını yapmak” bir yafta gibi alnınıza yapıştırılabiliyor; sonra da bunu yapan insanlar büyük bir pişkinlik için de ‘demokrasimizin geliştiğinden’ söz edebiliyor!
Geçenlerde Ruhat Mengi Vatan gazetesinde, Prof. Halil Berktay’ın uluslar arası bir toplantıdaki ilginç bir tepkisinden söz etmekteydi.
Toplantıda, Ermeni bir tarihçi “1915 olaylarını o günün şartlarında değerlendirmek gerekir” diye konuşunca Halil Berktay “Soykırımı ifadesinin kullanılmadığı gerekçesiyle” birkaç arkadaşıyla birlikte toplantıyı terk etmiş!
Bilindiği gibi Halil Berktay birçok ‘demokrat’ bilim adamımız gibi 1915 olaylarının ‘SOYKIRIMI’ olduğuna inanmakta ve Ermenilerden özür dilenmesini savunmaktadır!
Bir açık oturumda bu sayın bilim adamımızla birlikte bulunan Prof. Nurşen Mazıcı’nın “Ermenilere soykırımı yaptığımıza dair bir belgeniz var mı?” sorusuna şu ‘bilimsel’ cevabı verdiğini belirtelim: “Ermenilere soykırımı yapıldığını duymuştum!”
Siz ne kadar belge ortaya koyarsanız koyun adamlar bir kere “Türk” kelimesini duyduklarında şartlı refleksle “Suçlu” mantığına saplanmışlar.
Tamam, olabilir, Türkleri sevmeyebilirler ve kimse de bu insanları Türkleri sevmeye zorlayamaz fakat demokrasi adına kimse bu zihniyetteki insanların üniversitelerimizde gençlerimizin beyinlerini yıkamalarını da savunamaz.
Ülkemizde demokrasi görüntüsü altında yıllardır yaşanan anarşiden başka bir şey değildir.

Şakkıdı Şakkıdı….

Tarih: September 27th, 2009 Kategori: Türkiye

İçinde bulunduğumuz durumu çok iyi aksettiren başka şarkı bulamadım;

Şakkıdı-şakkıdı..
Önce hip-hop tarzında ve global ölçekte dinleyelim..
Avrupa Birliği üyesi Bulgaristan’da ırkçı ve aşırı milliyetçi ATAKA partisinin yayın organı Türkçe haberlerin kaldırılması için imza kampanyası başlatmış. Ülkede 8 yıldır günde 15 dakika olarak yayınlanan Türkçe haber bülteninin yasaklanmasını talep eden ATAKA partisinin isteği üzerine başlatılan kampanya çerçevesinde SKAT TV elemanları başta Başkent Sofya olmak üzere büyük şehirlerin merkezlerine kurdukları standlarda halktan imza toplamışlar. Kampanya sorumlusu Nenço Nenov, “BNT;de Türkçe haber yayınlarının yasaklanması SKAT izleyicilerinin bir talebidir. İzleyicilerimiz Devlet Televizyonunda Türkçe yayın istemiyorlar. Toplanan imzaları Eylül ayında parlamentoya ulaştıracağız” demiş. Büyük bir bölümü orta yaşın üzerindeki vatandaşlardan olmak üzere Sofya;da 2 bin 200, ülke genelinde ise 40 bin imza toplandığını belirten Nenov, “Bulgaristan;da Türk yok. Müslümanlar var. Kendini Türk olarak görenler sadece kendilerine zarar veriyorlar” iddiasında bulunmuş. BNT;deki Türkçe haber yayınların halk arasında ayrım yarattığını öne süren Nenov Bulgaristan’ın resmi dilinin Bulgarca olduğunu ve her Bulgar vatandaşının Bulgarca bilmesi gerektiğini söylemiş. Nenov, Eylül ayı sonuna dek sürdürmeyi planladıkları kampanyadan sonra bu kez de TRT’de Bulgarca yayın yapılması talebi ile başka bir kampanya başlatacaklarını bildirdi. Nenov Türkiye;de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarından bu konuda istek geldiğini ileri sürmüş..
Şakkıdı…şakkıdı….
Avrupa Birliği üyesi Slovakya’da bir süre önce kabul edilen yeni dil yasası 1 Eylülde yürürlüğe girmiş..
Yasa çerçevesinde Slovak halkı, kamuya açık yerlerde Slovakçanın dışında başka bir dil konuşamayacakmış.. Slovakçanın dışındaki diller sadece evlerde konuşulabilecekmiş.
Slovakya Kültür Bakanı Marek Madaric, yeni yasayla ilgili yaptığı açıklamada, ilk üç ay para cezası verilmeyeceğini, Slovakça yerine başka dil kullananların şimdilik sadece uyarılacağını söylemişti. Slovakya’nın 5,4 milyon dolayındaki nüfusunun 500 bin kadarını, çoğu ülkenin Macaristan sınırındaki güneyinde yaşayan Macarlar oluşturuyormuş. Yasa ayrıca Kültür Bakanlığına, cadde ve bina isimlerini Slovakça yazmayan belediyeler ve iş yerlerini cezalandırabilme yetkisi veriyormuş…
Şakkıdı…şakkıdı…(yazının devamı aşağıda)

Read the rest of this entry »

Oldu…

Tarih: August 23rd, 2009 Kategori: Genel Türkiye

Bu yazı lisede milli güvenlik dersimize gelen hoc… (hocam yok komutanım var hiç unutmam bu sözünü) Komutanımıza ait. Kendisini çok severiz ve yazılarını ilgi ile yakından takip ederiz. Onun kızmayacağını düşünerek bir yazısını burda yayınlamak istiyorum buyrun. Hemde azda olsa daha fazla kişiye ulaşması sağlanıcak….

Murat Bardakçı yazdı; (16 Ağustos 2009, Habertürk)

“Şeyh Sait’in 1925′deki talep listesi..

İçişlerinde bağımsızlık.

Kürtçe’nin resmî dil olması.

Memur ve jandarmanın Kürt olması.

Akan kanın sorumluluğunu hükümetin üstlenmesi.

Kürt askere kendi dilinde talim ve terbiye”.

Yorum mu istiyorsunuz?

Yerel şiveyle sadece iki satır ve iki kelime..

OLDU..

GÖZLERİM DOLDU..

“Tesadüfen” aynı gün Murat Karayılan da Le Monde’a konuşmuş: (17 Ağustos 2009, Milliyet)

“Silahı PKK değil, her iki taraf da bırakmalıdır.

1921 Anayasası yürürlüğe girmelidir”.

Yine aynı tarihli Milliyet’te Öcalan’ın; şimdi Üniversite kurulması dillendirilen İmralı’daki rezidansından verdiği demeci yer alıyor:

“Demokratik Cumhuriyet kurulacak.

Samimi olmazlarsa MHP ve CHP altı aya kalmaz, AKP’de bir yıla kalmaz biter.

Yeni Ortadoğu için Amerika ve İngiltere bizimle anlaşmak zorunda.

Kürtlerin her alanda örgütlenmesinin önü açılacak, kendi sporunu, eğitimini, dini örgütlenmelerini, meclisini, belediyelerini kendisi yapacak, kuracak. Hatta kendi öz savunması bile olacak. Kendi ihtilaflarını çözecek bir savunma gücü olacak”.

Yâni özetle 1925′den 2009′a teröristlerin amacı aynı kalacak ama Türk Devleti “çağa uyacak”.

Bunun da adı değişim ve gelişim olacak..

Ona da iki satır yorum..

HADİ BAKALIM

KOLAY GELSİN..

57NCİ ALAY HERYERDE.
HEPİMİZ 57NCİ ALAYIN NEFERLERİYİZ.

1 / 1 1