First Mix: Kendi Lezzetini Kendin Yarat

Tarih: February 26th, 2010 Kategori: Uncategorized

Televizyondaki reklamlarda first mix tanıtımı yapılırken kullanılan asai üzümü sözü hep dikkatimi çekti gerçi dikkat çekmeyecek gibide değil bana göre. Merakına yenik düşen herkes gibi bende gidip First Mix alarak denemek istedim. Gerçekten ağzınızda asai üzümü tadı bırakıyormuş denedim onayladım. Şimdi “hadi yaa sen nerde biliyosun asai üzümünün tadını” demeyin bilirim ben herşeyi bilirim.

Ayrıca Facebook üstüntede bir uygulama hazırlamışlar ki gerçekten eğlenceli olabilecek bişey. Uygulama sayesinde arkadaşlarınızı Mix’leye biliyorsunuz aynı sakız kutusundaki sakızlar gibi. Mesela zıt özellikleri olduğunu düşündüğünüz arkadaşlarınızı karşılaştırabiliyorsunuz. Bu karşılaştırmaları ise yayınlayabiliyorsunuz. Bu yayınlar sonucunda çok eğlenceli muhabbetler dönme ihtimali yüksek facebook üstünde tavsiye ederim :)

Facebook uygulama adresine ulaşmak için http://apps.facebook.com/firstmix/ bağlantısını kullanabilirsiniz

ŞİMDİ GENÇ BİR DÜNYA BULUŞMASININ TAM ZAMANI

Tarihte ilk kez ,tüm dünyadan gelen gençler birbirleriyle sınırlar ötesi bir buluşma gerçekleştirecek ve dünyanın gündeminde söz sahibi olmaya çalışacaklar. Küresel çözümler bekleyen küresel sorunları ele alacak,nasıl bir dünya istediklerini ortaya koyacaklar.

ONE YOUNG WORLD BAŞLIYOR …

One Young World ‘un ilk zirvesi Londra’da  8-10 Şubat 2010 tarihlerinde,liderlik potansiyellerini ve toplumsal olaylara ilgilerini kanıtlamış 1500 gencin katılımıyla gerçekleşecek. Bu zirvede dünyanın tüm ülkeleri temsil edilecek ve katılımlar ülke nüfuslarıyla orantılı olacak. Böylece dünyada ilk kez bir zirveye en geniş delege katılımı , dünyanın geleceğine olan etkileri ile orantılı olarak , Çin ve Hindistan’dan olacak.

ONE YOUNG WORLD DANIŞMANLARI

One Young World önergesini oluşturma , değerlendirme ve oylama aşamasında delegelere dünya liderleri yol gösterecek . Bunların arasında  3 Nobel Barış Ödülü sahibi bulunuyor.

Read the rest of this entry »

55 Yaşında ve Yüzüklü

Tarih: December 3rd, 2009 Kategori: Genel Kısa Bilgi Uncategorized

Kim görse “zaten filmi var neden kitabını okuyorsun” şeklinde sözlerle karşı çıkıyor bana.

Bu aralar yüzüklerin efendisi serisinin kitaplarını okuyorum, daha önce filmleri birden fazla kez izlemişimdir hatta yüzüklerin efendisi serisinin kesilmemiş uzun versiyonlarınıda izledim sayılır. Ama yinede kitaplarını okumak ayrı bir zevk çünkü filimlerde inanilmaz derecede kesintiler var kitaplara nazaran. Şunu söyleyebilirim Yüzüklerin efendisi serisindeki üç ana kitaptan (yüzük kardeşliği, iki kule ve kralın dönüşü) en az 9 – 10 film çıkar bence, yani o kadar çok ayrıntı var.

Hemen ufak bir ayrıntıyı vereyim size. Yüzüklerin efendisi – Yüzün kardeşliği filminde en başlarda Frodo yüzüğü amcası olan Bilbo‘dan alıyor ve aldığı gibi Gandalf‘ın gazı ile sabah yüzüğü yok etmek için yola çıktığını görüyoruz oysaki gerçek çok farklı. Frodo yüzüğü aldığında 30′lu yaşlarında ve yüzüğü yok etmek için 15 yıl sonra yola çıkıyor yani ortalama 55 yaşlarında, arada kocaman bir 15 yıl var sayın seyirciler vay anasını dememek elde değil… Tom Bombadil konusu var ve bir sürü şey daha.

Başkalarının sözünü dinlemeyin eğer herhangi bir filmin kitabını okumak istiyorsanız okuyun derim, filmden çok daha fazla ayrıntı bulacağınız kesin.

Başlık nasıl oldu acaba… ?

Duracell Pilstop Ödüllü Yarışma

Tarih: November 25th, 2009 Kategori: Uncategorized

İnternet üzerinden Duracell’in sıradan çinko karbon pillere göre daha dayanıklı olduğunu vurgulayan oyunu oynayarak süper ödülleri kazanabilirsiniz.

Oyun ayrı bir eğlenceli.. Duracell ayıcığıyla önce sıradan çinko karbon pillerle yarışıyorsunuz . Tabii ki bu biraz sıkıntı verici bir durum. Sürekli piliniz bitiyor.

Daha sonra ise Duracell takılı araba ile yarışıyorsunuz. 10 tane pilin yaptığını tek başına yapan Duracell ile deyim yerindeyse asfaltları ağlatıyorsunuz.

Ödüller :

Uzaktan kumandalı araba

Sony Vaio Laptop

Sony Playstation 3

İphone 3Gs

Oyun için : Duracellpilstop.com

Fan Page için : Facebook.com/duracellpilstop

Adreslerine uğrayabilirsiniz.

Buraya Yazasım Geldi Yazdım Bende

Tarih: August 14th, 2009 Kategori: Uncategorized

Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin…
Sokağa fırlayacaksın…
Sokaklar da dar gelecek…
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…

Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…
“Önemli olan sağlık.”
“Yasamak güzel.”
“Bos ver, her şey unutulur.”
Sen hiçbirini duymayacaksın…
Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
“Ölüme çare bulundu” ya da “Yarın kıyamet kopacakmış” deseler başını kaldırıp Ne dedin?” diye sormayacaksın…
Yalnız kalmak isteyeceksin…
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek…

Read the rest of this entry »

Coca Cola

Tarih: July 21st, 2009 Kategori: Uncategorized

Babam yıllardan beri Coca Cola Fabrikasında çalışır. Küçükken bazen beni de o fabrikaya götürürdü. Özellikle fabrika bahçesinde yapılan barbekü partilerinde fabrikanın içini gezme şansım oluyordu. İlk defa Coca Cola hakkında o fabrikada bilgi almıştım. Coca Cola’nın bir eczacı tarafından yapılıp eczanede satıldığını öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Bu eczacı amcanın yaptığı serinletici şurup beklediğinin üzerinde bir satışa ulaşmış ve isim arayışlarında eczacı amca kendi el yazısıyla Coca Cola adını vermiş. Coca Cola ilk yazıldığı şekilde hala kullanılmaktaymış. Fabrikaların duvarındaki resimlerde şimdiye kadar kullanılmış olan şişeleri görmüştüm ve tarihine ait değişik resimler de vardı.

Bence Coca Cola dünyanın en çok içilen içeceği olmayı  hakediyor. Başka hangi içecek vardır ki tuzluyla, tatlıyla , ekşiyle ve diğer tüm tatlarla aynı anda içilebilen. Hem hamburgerin yanında hemde pastayala içilebilen bir içecek. Tüm zararlarına rağmen vazgeçemediğim içecek.  Zaten evde bukadar fazla kola varken vazgeçmek zor. Üniversite için Tekirdağ’dan Eskişehir’e çok kola taşıdım hala da taşıyorum. Fazla koli getirebilmek için yanıma çok az eşya alıyorum yürüyerek 5 dk olan yolu taksiyle gitmek zorunda kalıyorum o kolalar yüzünden ama…

Read the rest of this entry »

Oyuncak ayılar

Tarih: July 14th, 2009 Kategori: Uncategorized

Çoğu kızın başında olan peluş ayı, tavşan, ördek … ve diğer hayvan oyuncakları yaşımız ne olursa yatağımızın üstünden eksik olmayan o tatlı oyuncaklar..

İlk oyuncak ayım aslında benim için ikinci el bir oyuncaktı. Anneannem o zamanlar çocuk bakıcılığı yapıyodu. Birgün eve yırtık pırtık bir oyucak getirdi.  Baktığı çocuğa alınmış bir oyuncaktı ama çocuk o tatlı ayıyı beyenmemiş ve küçük bir çakı ile bıçaklayıp parçalamış. Anneannem de o parçalanmış ayıyı bana getirmişti. Annem onu bi güzel dikti. Burnu falan biraz yamuk olsa da gayet iyi olmuştu. O ayıcığıma Tontiş adını verdim. En sevdiğim oyuncak olmuştu bir anda onunla yatıp onunla kalkıyodum. Evde yanlız kalıyodum bazen 6 yaşındayken ve korktuğumda eve hırsız girerse ayımı almaması için dua ederdim. Bu kadar ilgiye dayanamayan ayıcığım zamanla iyicene eskidi ve bür sürü kaza atlattı. Ailem birgün eve hediye bir ayıyla geldi. Çok sevinmiştim yeni ayımın tarzan kıyafeti olduğu için adını Tarzan koydum. Annemler o çok eskiyen ayımı atacağımı düşünmüşlerdi ama onu hala sevdiğim için hala saklıyorum. Zamanla yaşım büyüdü 20 oldu ama hala ayımla yatmadığım zaman kolumda bi boşluk hissediyorum. Alışkanlık sanırım. Üzüldüğüm zamanlarda yada sevindiğimde Tarzan’nın yüzüne baktığımda sanki ruh halime göre değiştiğini görürüm. Yanımda beni psikolojik olarak rahatlatan birşeyin olması güzel cansız olsa bile…

1 / 1 1